17 Temmuz 2012 Salı

pac man

"Bazen yorgun düşücek eve yaralı gelicek
Merhem olucam ben
Artık bitti diyicek gücüm gitti diyicek
Gitsin diyicem ben
Bi işaret gelicek gitmesi gerekicek
Yolcu edicem ben"

http://www.youtube.com/watch?feature=endscreen&NR=1&v=yehMKgFksgU

4 Temmuz 2012 Çarşamba

mayın tarlası

mayın tarlasını pek bi severim ben. hatta dizi felan neyim bile izlerken alttan alta oynarım. genel olarak elim işte gözüm oynaşta anlayacağınız gibi. şimdilerde de bilgisayar başında blog takip etmek, dizi izlemek gibi ciddi aktivitelerimden(!) sıkıldığımda elimi atıyorum kendisine. aslında ben pek de iyi oynayamıyordum mayın tarlasını. eski sevgili kişisi öğretmişti iki kere tıklatınca patlatma şeysini. onun mecidiyeköydeki evindeydi sanırım. ben bilgisayarın başında oturur mayınları patlatırdım o da arkadaki yatakta iki seksen yatardı. burdan neden ne zamandır blog yazmadığım meselesine de bağlayayım o zaman. yazıp yazıp sildiğim yazılarda daha iyi bağlamıştım sanırım ama bence bu da sayılır. ben biraz meşguldüm, meşgul olmasam da en azından size ne kadar meşgul olduğumu iddia edebilirim hatta ısrar ederseniz kanıtlarım bile, en sonunda vah vah kızcağız da ne yoğunmuş diye üzülürsünüz. zaten anladığınız kadarıyla pek de sorumluluk verilcek insan değilim. sorumluluğumu nasıl yerine getiririmden çok nasıl kaçarım konusunda çalışıyor benim yaratıcılığım. bi de işte adam yazmamı istemedi, özel hayatımızı teşhir ediyormuşum. o zaman çok mantıklı geliyordu ama şimdi düşününce aynı evde ayrı ayrı odalarda bilgisayar başında oturmayı teşhir etmekte ne kötülük var pek anlayamıyorum.

neysee. ayrılıkla ilgili detayları es geçiyorum elimden geldiğince. konumuz mayın tarlası. bi de mayın tarlası oynarken dinlenen lana del rey şarkısı. valla ikisi birden üstüme geliyorlar hatta azıma sıçıyorlar. mayın tarlasında istatistiğim 20nin altına düştükçe sıfırlıyorum istatistikleri amma velakin azına sıçtığımın oyununda yine yeni yeniden 20lerin altına düşüyorum bir süre sonra. lan benim hayatımda hiçbir şey mi yolunda gidemiycek be? bi izin ver, iki dakika bi oyunla mutlu olayım. ki ben küçükken hep ben bu oyunda çok başarılıymışım, bi tane uluslarası turnuva varmış onda hep kazana kazana finale çıkıyormuşum diye hayal kurardım ve de evet o zamanlar çift tıklatıp mayın patlatmasını bilmiyordum ama hayal dünyam daha genişti. zaten kesin benden önce bütün gün fast food yiyip, bilgisayar başında oturan bi amerikalı kırmıştır o rekoru ama yine de hayallerim vardı ama sıçıldı işte içlerine. öyle böyle, bi şekilde mayın tarlası alttan alta annemin yapamadığını yapıp beni hayat konusunda bilinçlendiriyor. öyle yarışmalara filan katılıp birinci olamıycam. normal normal bi insan olucam ben. başarı oranım da %28.

şarkı da bu işte. ayrılıkla ilgili detaylar vermek istemediğimden pek hakkında bir şeyler yazamıyorum ama pis kadın gece gece azıma sıçtı. nerden dinledim bu şarkıyı?
http://www.youtube.com/watch?v=SCJq6cWUFxk

ayrılıkların her zaman zor olduğunu duymuştum bi yerlerden ama çok akıllı bi çocuk olduğumdan öyle her duyduğuma inanmam. 3 yaşımdayken de mesela prize metal bir şey sokarsak ölücek olmamız fikri hiç gerçekçi gelmemişti de test etmiştim. neyse ki deneyi yaparken tornavida kullandığımdan, plastiğin o kutsal izole edici özelliği beni kurtarmıştı. aslında gidip bilmiş bilmiş anneme "ben prize soktum tornavidayı, hiçç bişi olmadı" dediğimde annemin suratındaki bayılayazan ifadeyi görmesem hala daha elektriğin gücünden şüphe duyabilirdim. neyse işte konuyu dağıtmaya meylim var. ayrılık denen şey zormuş.