29 Aralık 2013 Pazar

Topuklu ayakkabı giyilebilen günler vardır

Pazar sabahlarını severim. Öğle saatlerine dair ise net bir yargıya sahip değilim. SANIRIM PAZAR ÖĞLESİZ. Hayatı 7 günün 5’inden sıkılmakla geçen her normal insan gibi, benim de pazar akşamlarına dair sıkıntılarım var. Bir günü kendi isteğinden bağımsız olarak 3’e böldüğüm için ise hiç pişman değilim.

Ne yapmam gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmayışımı çocukça bulabilirsiniz. Pazar sabahları aynı fikirde olmadığım insanlardan da pek hazzetmem zaten. Bunun yerine, bir yere varma amacı taşımadan evden çıkan pazar sabahının arkasına takılmayı tercih ederim. Hiçbir şey yapmasa bile yapabileceğinin huzuruna sahip her miskin gibi, henüz yapmadıklarımın varlığından dehşetli bir haz alıyorum.

Bu pazar mı? Bu pazar hiçbir şey olmadı. Biraz sizi özledim, biraz onu, biraz da bunu. Çok büyük bir iş başarıyormuşcasına dönen rüzgârgülüne baktım, topuklu ayakkabı giydim; seninle bir bira içseydik diye düşündüm ama bunu sana söylemedim, ona da söylememiştim zaten. Pazar sabahları aklıma gelip de içmediğim bütün biraların üzerinde düşünülemeyecek kadar içilmiş sayılacağına karar verdim.