17 Ekim 2014 Cuma

Yanına ayran da ister misiniz?

Orta şekerli iki türk kahvesi, yarım ağızla özür dileme, birbirinin yanak uçlarında gülümseyen iki kişinin ağızlarının hemen kenarından sessizce ve sanki hiç orada olmamışcasına kayboluveren kibir, affediştir. Ne kadar yüksekten gittiğini fark etmeyen itirazın hızı, yüksek tavanlı odalarda çınlayan kahkahalarda yoktur. Bir anda parlamanın görkemi ise, tam masadan kalkarken kaçan çorabın o günü mahvedişinin gerisindedir.

Görecelilikler, kahkahalar, gülümsemeler ve kaçan çoraplar arasında bugün, beni iki kere bozdular. Dededen kalma saatin zembereğini kurmayı, çaydanlığın altını kapatmayı, ütüyü fişten çekmeyi, özel günleri önemseyen arkadaşın doğum gününü kutlamayı unuttular. İlkinde, uzun ve çocukluğumu hatırlatan bir caddede yürürken omzuma dokunan el ve duyduğum "Pardon, sanırım atkınızı düşürdünüz?" gülümseyişiydim. İkincisi için caddenin sonuna kadar yürüdüm. Kendimi hikayenin kahramanı gibi hissettiğim ilk kitabı aldığım yerde dönerci açılmış, yarım ekmek 3 lira.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder