Mutfak masasında porselen kasede duran elmalar içlerine çekildi, portakallar küflendi, daha fazla beklemeye dayanamadan fırından çıkardığım kestaneler de hala çiğdi. Hiçbiri umrumda değil, hepsi umrumda. Kış bitti, kar yağmadı. Kar yağmayınca, patron bugün eve erken gidin de yollarda telef olmayın demedi. İş gibi okul da erken bitmedi, suratımızda üşüyen gülümsemelerle eve gelemedik. Gelirken yoldaki marketten hazır sahlep almadık. Evde zaten kimse kombiyi erkenden yakmamıştı, doğalgaz faturası lapa lapa yağmayan kardan daha fazla üşütüyordu. Mutfak penceresinde sebze çorbasının buğusu olmadı bu kış, kimse bir çorba için 8 ayrı sebzeyi pişirmekle uğraşmadı.
İçinde üç kişinin uyukladığı, dördünün muhabbet ettiği, birinin telefonla konuştuğu ama illaki herkesin bezgin olduğu otobüsü beklerken üşümüşlüğümüzü avuç içlerimize üfleyip de duraktaki teyzeyle konuşmadık. Aslında kar yağsa hem mikroplar kırılır hem de hava biraz yumuşar, demedi bize. Bu kış ne hava ne de biz yumuşamadık zaten, giderek katılaştık. Ayazdan ellerimiz çatladı, krem sürmeye üşendik. Annenin evden yolladığı koca kavanozdan turşu çıkarsak yanardı ellerimiz ama bu kış kuru fasulyenin yanına turşu çıkarmadık.
Salon daha sıcak oluyor diye kanepede yatmadık bu kış, zaten artık salon evin en soğuk yeri. Bak ben ısıttım banyoyu, sen de gir sıcağı kaçmadan demedi evdekiler, sabahın kör saatinde uykusuzluk üşümesiyle girdik duşa. Kendimizi halsiz hissedince Ankara'ya giderken yol üstündeki dinlenme tesislerinden çok sağlıklı olacağımızı düşünerek aldığımız bin bir çeşit otu demlemedik. İki haftada bir kavanoz neskafe bitirdik onun yerine, filtre kahve yapmaya üşenince de 3'ü 1 arada içtik kahveymiş gibi yapıp.
Bu yıl kar yağmadı, kış bitti. Saatler bir saat ileri alındı, artık daha geç kararıyor hava. Yaz boyunca hayat bilgisi dersinde anlatıldığı gibi kışa hazırlık yaptığımızı sanmıştık, olmadı. Kışı zor geçirdik, ağustos böceğiyle karıncanın hikayesine inanıp da rahat edeceğimizi sananlar yanıldılar. Kar topu oynayamayınca birbirimize küstük. Pencerenin önündeki mermerde biriken iki avuç karla minyatür kardan adam yaptık, hevesimizi alamadık. Tipi varken sahilde yürüyüş yapıp kanyak içmedik, el ele tutuşmadık, kanyak bulamayınca artık üretmediği için TEKEL'e sinirlenmeyi aklımıza bile getirmedik. Uzun yazdan sonra gelen kışa hazır değildik, döküldük.
İçinde üç kişinin uyukladığı, dördünün muhabbet ettiği, birinin telefonla konuştuğu ama illaki herkesin bezgin olduğu otobüsü beklerken üşümüşlüğümüzü avuç içlerimize üfleyip de duraktaki teyzeyle konuşmadık. Aslında kar yağsa hem mikroplar kırılır hem de hava biraz yumuşar, demedi bize. Bu kış ne hava ne de biz yumuşamadık zaten, giderek katılaştık. Ayazdan ellerimiz çatladı, krem sürmeye üşendik. Annenin evden yolladığı koca kavanozdan turşu çıkarsak yanardı ellerimiz ama bu kış kuru fasulyenin yanına turşu çıkarmadık.
Salon daha sıcak oluyor diye kanepede yatmadık bu kış, zaten artık salon evin en soğuk yeri. Bak ben ısıttım banyoyu, sen de gir sıcağı kaçmadan demedi evdekiler, sabahın kör saatinde uykusuzluk üşümesiyle girdik duşa. Kendimizi halsiz hissedince Ankara'ya giderken yol üstündeki dinlenme tesislerinden çok sağlıklı olacağımızı düşünerek aldığımız bin bir çeşit otu demlemedik. İki haftada bir kavanoz neskafe bitirdik onun yerine, filtre kahve yapmaya üşenince de 3'ü 1 arada içtik kahveymiş gibi yapıp.
Bu yıl kar yağmadı, kış bitti. Saatler bir saat ileri alındı, artık daha geç kararıyor hava. Yaz boyunca hayat bilgisi dersinde anlatıldığı gibi kışa hazırlık yaptığımızı sanmıştık, olmadı. Kışı zor geçirdik, ağustos böceğiyle karıncanın hikayesine inanıp da rahat edeceğimizi sananlar yanıldılar. Kar topu oynayamayınca birbirimize küstük. Pencerenin önündeki mermerde biriken iki avuç karla minyatür kardan adam yaptık, hevesimizi alamadık. Tipi varken sahilde yürüyüş yapıp kanyak içmedik, el ele tutuşmadık, kanyak bulamayınca artık üretmediği için TEKEL'e sinirlenmeyi aklımıza bile getirmedik. Uzun yazdan sonra gelen kışa hazır değildik, döküldük.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder