24 Aralık 2011 Cumartesi

out of content

herşeyle ilgili sorun yaratıyormuşum, onun en yakın arkadaşını bile kıskanıyormuşum, onun kendine ait bir hayatı olmasını kabul edemiyormuşum. öyle buyurdu er kişi. ha bi de misal bu akşam arkadaşlarımızla bu kadar iyi vakit geçirdikten sonra ben bunun içine sıçmayı başarmışım. geçtiğimiz satırları okuyunca bunun çok da benim geçmiş kopenhag malmö gezimle ilgili olmadığını anlamışsınızdır sanırım sevgili olmayan okuyucularım.

her ilişki gibi tabii bizim de kendimize ait problemlerimiz var, ben çok da hissettiklerimi içimde tutmayı başaramayan bir insan olduğumdan şimdiye kadar bir sorun varsa ya az biraz içime atıp patladım ya da çok fena içime atıp bi gece içtiğimde patladım ki ben normalde de fena içer, az kafa olurum ama oldum mu da tam olurum yanımda yöremde bulunmak istemezsiniz, o sebeptendir ki bu tarz patlamalar hep bizim ilişkimizde kırılma noktaları olmuştur. ama sonuç olarak ben genelde patlarım. tabii bu noktada patlamaların hemen gerçekleştiği düşünülmesin; önce sevgili kişisi zemin hazırlar, ben sonra duruma göre çankırı kişisi, yeni anne kişisi, uçan kişi ve de canı yoğğ kişisiyle konuşurum, bu konuşmalar sonucunda halen daha ortada bi sorun varmış gibi geliyorsa içimde tutamaz patlarım. bu gece de yine böyle patladım. ama artık akıllandığımdan bir sakin konuşuyorum, bi sakin konuşuyorum gören de beni devrimci demokratla devrime giden yolu tartışıyorum zanneder.

ben dedim sen benimle vakit geçirmek için çaba harcamıyorsun, o dedi sen benim arkadaşımla geçirdiğim vakti kıskanıyorsun. ya ben senin arkadaşınla geçirdiğin vakti niye kıskanayım, doğal olarak benim arkadaşlarım tabii ki de benim gözüme daha süper gözüküyor, ben senin arkadaşınla geçirdiğin vakti kıskanmaya zaman ayıracağıma gider kendi arkadaşlarımla takılırım, ohh kafam rahat olur, ben pastaneden bozma kafelerde ömür çürütmedim, benim hayatım daha eğlenceli diye düşünürüm. sen bu gece rakı dışında başka bişiler daha mı içtin de algın seni benim bunu dert ettiğime inanmaya zorluyor. zaten erkekler neden bizim direk söylediğimiz şeylerin altında kendilerince daha şeytani sebepler arıyorlar bilmiyorum ama bunda sürekli kendilerine empoze edilen "kadınlar şeytan olum şeytan" fikrinin ciddi bir etkisi olduğuna inanıyorum. şimdi ben burda bütün tartışmayı anlatıp da kendi sıkıcı ve de küçük olayları büyüten hayatımı afişe etmek istemiyorum ama çok masum(ki benden hayatta böle şeyler beklemezsiniz) bir şekilde ifade ettiğim hatta ağzımla olmasa da gözümle "benimle daha çok vakit geçirr" dediğim bir konuşmada, nasıl oldu da "sen zaten hep sorun çıkarıyorsun, sen benim arkadaşlarımla geçirdiğim vakti kıskanıyorsun " konumuna düştüm hiç bilmiyorum. en son "lan acaba adamın bu akşam bu kadar sinire gelmesinin sebebi başka olmasın, bir derdi mi var, genel olarak mı gergin acaba" diye düşünüp yanına gidip, "hebele hübele sen zaten hep böylesin" cevabını alınca içimden kedi olsam az koklar koklar olmadı gider diğerininkini koklardım, niye bu kadar azim ettim illa bunun için diye düşünmedim değil.

sonuç olarak uzun ilişki zor sevgili olmayan okurlar, uzun ya da kısa sevgili olanla konuşmaya çalışmak daha zor, sen diyorsun "kanca bilersin", o anlıyor "anca gidersin". zaten en başından ben hayatta kanca bilersin demem, hayatımda da kanca görmüşlüğüm ya da bilemişliğim yok ama sanırım bir süre sonra anca gidersin demeye başlıyor insan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder